ZİYATİN NURİEV
Geçende Moda’ya , Yurt ve Dünya Galerisi’ne uğradım; Türkân’cığım her zamanki
sınırsız, koşulsuz sevgisiyle kucakladı beni. Yetinmedi, az sonra raftan bir
kitap getirip armağan etti: Ziyatin Nuriev.
Aynı haftanın sonunda, kitabın sergisi açıldı.Nilgün Şarman’la gittiğimizde,
ummadığımız ek bir sevinç yaşadık: Nermi Uygur geldi. Sağolsun, can dostlarından
Ekşioğlu getirmiş.
Her zamanki tertemiz, gölgesiz coşkusuyla elimden tutup ağaç ya da mermer
yontuların önüne götürüp coşkusunu paylaştı.
Eve geldikten sonra, her fırsatta kitabı açıp bakıyor, Ziyatin’in yaşam
serüvenini yapıtlarında çözmeye çalışıyorum.
Kitabın başında, Akademi döneminden karakalem çizimler,alçıdan yapılmış
Pehlivanlar, bazalt başlar var: bu yapıtlar, Ziyatin’in gördüğünü yansıtma
yeteneğini eksiksiz ortaya koyuyor.
18. sayfadaki çamur başla l6. sayfadaki alçı okul bitirme çalışması gördüğünü
kendi kişiliğine uygun biçimde yeniden yaratmanın somut örnekleri.
Fransız bilim adamlarından Henri Laborit, imgeleme karıştırıcı adını vermiş:
belleğin, beynin çeşitli kesimlerinde biriktirdiğinin,ışık hızıyla birbirine
eklenmesine, kaynaştırılmasına, yeni bir yorum biçiminde dile getirilmesine işte
bu karıştırıcı izin veriyor.
Ziyatin’deki bu karıştırma-kaynaştırma yeteneği kusursuz,kesintisiz işliyor;
dolayısıyla,baktığı ya da zihninde canlandırdığı bir nesneyi, insanı, başını,
yüzünü, elini ayağını, kolunu bacağını istediği biçime sokabiliyor.
Algılayıp yorumlama konusunda özgüveni öylesine büyük ki,Güvercinler
bütünüyle silinip gidebiliyor, parmaklarının ucu bir alçı atkının altında usulca
gözüken insana dönüşüyor.
İnsanoğlu yeryüzünde iz bırakmaya başlayalı beri kim bilir kaç kez yeniden
yaratılmış Venüs, yontu sanatının bütün anlatım biçimlerini kendinde toplayıp
tam anlamıyla simgesel bir kılığa bürünebiliyor; hiçbir örgen doğadaki hâliyle
verilmiyor, hattâ kimisinde kullanılan gereç, andesit işlenmiyor bile.
Yontu sanatının bütün tarihçesini, denenmiş bütün anlatım biçimlerini
sindirdiği besbelli; 43. sayfada, kendisini önünde dururken gösteren fotoğrafta
bir mermer yontusu var: Fısıltı. Mermer, bütün olarak bile bırakılmamış; yüz,
bulunması gereken yere, şöyle belli belirsiz kondurulmuş; ellerden biri kol
olması gereken, hemen hemen işlenmemiş bir kitlenin içinden çıkıp Meryem
Ananı’nkine eş bir dinginlikle gövdeye yapıştırılmış; bacak-ayak olması gereken
parça kopuk.
Picasso’nun Afrikalı kara kardeşlerimizden ödünç aldığı anlatım , hem de
yontuda, son sınırına vardırılmış.
Kısacası, Ziyatin, sayısız yinelemenin doldurduğu görsel dünyamızda, yepyeni
tatlar bulacağınız, kendisi sessiz, gösterişsiz, alabildiğine coşturucu bir
evren yorumcusu.
Bilirsiniz, görsel sanatlarla ilgili yazılar, nesnel dille sözlü dil
arasındaki kopukluktan dolayı, çoğunlukla lâf salatasından öteye geçmez;
kitaptaki çeviriler bunu kanıtlıyor.
Bereket, Ziyatin’in yöredaşı Mustafa Aslıer bu tatsızlığı bozmuş;Ziyatin
Nuriev’in Sanatı başlıklı yazısının sonunda diyor ki:
Bence, Ziyatin’in yapıtlarını gören gözleriyle de görebilenler aynı sonuca
varırlar. Görünen doğal ya da yapay biçimlerden ayrılan, kişilikli, yeni
nesneler.
Tekil ya da karma, herhangi bir sergide Ziyatin Nuriev adını görürseniz,
hemen koşun !
Cumhuriyet, 20.05.2003
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder