8 Ocak 2013 Salı

ZİYATİN NURİEV

ZİYATİN NURİEV

Geçende Moda’ya , Yurt ve Dünya Galerisi’ne uğradım; Türkân’cığım her zamanki sınırsız, koşulsuz sevgisiyle kucakladı beni. Yetinmedi, az sonra raftan bir kitap getirip armağan etti: Ziyatin Nuriev.
Aynı haftanın sonunda, kitabın sergisi açıldı.Nilgün Şarman’la gittiğimizde, ummadığımız ek bir sevinç yaşadık: Nermi Uygur geldi. Sağolsun, can dostlarından Ekşioğlu getirmiş.
Her zamanki tertemiz, gölgesiz coşkusuyla elimden tutup ağaç ya da mermer yontuların önüne götürüp coşkusunu paylaştı.
Eve geldikten sonra, her fırsatta kitabı açıp bakıyor, Ziyatin’in yaşam serüvenini yapıtlarında çözmeye çalışıyorum.
Kitabın başında, Akademi döneminden karakalem çizimler,alçıdan yapılmış Pehlivanlar, bazalt başlar var: bu yapıtlar, Ziyatin’in gördüğünü yansıtma yeteneğini eksiksiz ortaya koyuyor.
18. sayfadaki çamur başla l6. sayfadaki alçı okul bitirme çalışması gördüğünü kendi kişiliğine uygun biçimde yeniden yaratmanın somut örnekleri.
Fransız bilim adamlarından Henri Laborit, imgeleme karıştırıcı adını vermiş: belleğin, beynin çeşitli kesimlerinde biriktirdiğinin,ışık hızıyla birbirine eklenmesine, kaynaştırılmasına, yeni bir yorum biçiminde dile getirilmesine işte bu karıştırıcı izin veriyor.
Ziyatin’deki bu karıştırma-kaynaştırma yeteneği kusursuz,kesintisiz işliyor; dolayısıyla,baktığı ya da zihninde canlandırdığı bir nesneyi, insanı, başını, yüzünü, elini ayağını, kolunu bacağını istediği biçime sokabiliyor.
Algılayıp yorumlama konusunda özgüveni öylesine büyük ki,Güvercinler bütünüyle silinip gidebiliyor, parmaklarının ucu bir alçı atkının altında usulca gözüken insana dönüşüyor.
İnsanoğlu yeryüzünde iz bırakmaya başlayalı beri kim bilir kaç kez yeniden yaratılmış Venüs, yontu sanatının bütün anlatım biçimlerini kendinde toplayıp tam anlamıyla simgesel bir kılığa bürünebiliyor; hiçbir örgen doğadaki hâliyle verilmiyor, hattâ kimisinde kullanılan gereç, andesit işlenmiyor bile.
Yontu sanatının bütün tarihçesini, denenmiş bütün anlatım biçimlerini sindirdiği besbelli; 43. sayfada, kendisini önünde dururken gösteren fotoğrafta bir mermer yontusu var: Fısıltı. Mermer, bütün olarak bile bırakılmamış; yüz, bulunması gereken yere, şöyle belli belirsiz kondurulmuş; ellerden biri kol olması gereken, hemen hemen işlenmemiş bir kitlenin içinden çıkıp Meryem Ananı’nkine eş bir dinginlikle gövdeye yapıştırılmış; bacak-ayak olması gereken parça kopuk.
Picasso’nun Afrikalı kara kardeşlerimizden ödünç aldığı anlatım , hem de yontuda, son sınırına vardırılmış.
Kısacası, Ziyatin, sayısız yinelemenin doldurduğu görsel dünyamızda, yepyeni tatlar bulacağınız, kendisi sessiz, gösterişsiz, alabildiğine coşturucu bir evren yorumcusu.
Bilirsiniz, görsel sanatlarla ilgili yazılar, nesnel dille sözlü dil arasındaki kopukluktan dolayı, çoğunlukla lâf salatasından öteye geçmez; kitaptaki çeviriler bunu kanıtlıyor.
Bereket, Ziyatin’in yöredaşı Mustafa Aslıer bu tatsızlığı bozmuş;Ziyatin Nuriev’in Sanatı başlıklı yazısının sonunda diyor ki:
Bence, Ziyatin’in yapıtlarını gören gözleriyle de görebilenler aynı sonuca varırlar. Görünen doğal ya da yapay biçimlerden ayrılan, kişilikli, yeni nesneler.
Tekil ya da karma, herhangi bir sergide Ziyatin Nuriev adını görürseniz, hemen koşun !

Cumhuriyet, 20.05.2003

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder