“ATATÜRK VE TÜRK DEVRİMİ”
Bu, sevgili dostum Metin Aydoğan’ın son çalışması; geçirdiği epey tehlikeli
işlemin ardından sanırım kendi kendine verdiği, bizimle paylaştığı çok değerli
bir armağan.
Aydoğan’ın, “Ülkeye Adanmış Bir Yaşam” başlığı altında topladığı bir ikilinin
ikinci kitabı; ilkinden, “Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı”ndan bu köşede söz
etmiştim.
Metin, birinci kitapta Atamızın taa Selanik’te başlayan yurdumuzu, ulusumuzu
kurtarma girişiminin Samsun’a çıkıştan İzmir’de sersem Yunanlıların denize
dökülmesine dek uzanan bölümü anlatıyordu, en çarpıcı, en ayrıntılı biçimde.
Bu kitapta, Mustafa Kemâl, ordularımızın İzmir’e varışından hemen sonra, 18
Eylül 19227de, İkdam Gazetesi yazarı Yakup Kadri’ye şöyle diyor: “Millî
mücadelemizin ilk dönemi kapandı, şimdi ikinci dönemini açacağız.” Lozan
Antlaşması’nın imzalanmasından sonraysa: “Ulusal Kurtuluş Savaşının ilk bölümü
bitti, şimdi ikincisine başlayacağız” diye yineliyor.
Ondan sonra, yine ta başından beri kafasında gezdirdiği tasarıyı
gerçekleştirme işini girişir; Savaşı kazanan ilk Meclis’in yerine yenisini
seçtirir; Ankara’yı yoktan var ederek çağdaş bir başkente dönüştürür; bütün
bunları yaparken elbet sayısız engelle karşılaşır, hem de çoğunlukla en yakın
arkadaşlarının, sözümona ülküdaşlarının yarattıklarıyla boğuşur. Ama ömür boyu
yöntemi aynıdır: “Önemli kararların bütün ayrıntılarını ve zorluklarını ilk
günden açıklayıp söylememek. Uygulamayı evrelere ayırmak, olayların gelişiminden
yararlanmak, ulusun duygu ve düşüncelerini hazırlamak.”
1938’de ölümüne dek bütün dünyanın çullandığı, yüzlerce yılın savaşlarıyla
yorgun düşmüş Anadolu’yu nasıl bir ışığa kavuşturduğunu yeniden anımsamak
istiyorsanız, hemen alın Metin Aydoğan’ın kitabını.
Şimdi, onun başka bir kitabının adıyla adlandıracağımız Bitmeyen Oyun’un
güncel evresinde, ülkemiz bu kez tankla tüfekle değil, dolarla, kandırmacayla
parçalanırken, Atamızın şu sözlerini henüz satılmamış olanlar yazıp göğüs
ceplerine yerleştirmelidir:
“Devlet ve ulus, yaşamını ve bağımsızlığını kendi kaynaklarına, yâni kendi
üretimine dayandırmalıdır. Asıl büyük önlem budur. Ulus, ürettiğinden daha çok
tüketmemeli ve gereksindiğinden daha çoğunu istememelidir. Bin belaya karşı
konarak, bin müsibet aşılarak ortaya çıkarılan ulusal varlık, salt geçimini
sağlayamamak yüzünden bir daha tehlikeye atılmayacaktır. Büyük bir devrim
yaptık. Ülkeyi bir çağdan alıp yeni bir çağa taşıdık. Birçok eskimiş kurumu
yıktık. Bunların binlerce yandaşı olduğu ve fırsat kolladıkları
unutulmamalıdır…Devrimin yasası, varolan bütün yasaların üzerindedir. Bizi
öldürmedikçe, düşüncelerimizi boğmadıkça, başladığımız devrim bir an bile
durmayacaktır. Devrimin içerden dışardan gelecek tehlikelere karşı korunması
için, bütün ulusal ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir.”
Başta, “aman efendim, biz şimdi işbaşında bulunanların tersine, AB’ye
onurumuzla girmeyi sağlayacağız” diyerek halkı kandıran Atatürk’ün partisi,
Sivil Örümceğin Ağına Düşmemiş bütün parti ve örgütlerin, kurum ve kuruluşların,
yurttaşların bu sözleri sabah akşam beş kez yüksek sesle okuyup yemin etmeleri
gerekiyor.
Metin Aydoğan, bütün öbür yapıtları gibi, gerçek bir titreyip kendine gelme
kaynağı hazırlamış; yürekten alkış.
Cumhuriyet,15.03.2006
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder