AHMET MÜMTAZ TAYLAN’IN “CALİGULA”SI
Üç ay önce Ahmet Mümtaz Taylan’dan haberim bile yoktu; oysa o en sevdiğim
sanat dallarında birinde 20 yıldır emek veriyormuş. Neyse, Demokritos bu
eksikliği gidermek üzere çalışmaya koyuldu, üç ay önce bir sabah aradı, geldi;
Albert Camus’nün Caligula’sını Eskişehir’de sahneye koyacağını, bunu şöyle şöyle
yapmayı tasarladığını anlattı; söyledikleri benim düşündüklerime uygundu. Sonra
çalışmaya gitti, bir süre sonra, elinde oyunun kitapçığı ve duvar duyurusuyla
geldi, ikisi de çok güzel tasarlanmış, basılmıştı. Oyun 15 Mart’ta izleyicisiyle
buluştu; biz gidemedik. Ama 2 Nisan’da bunu da gerçekleştirdik.
Sanırım Ahmet Mümtaz da benim kadar merak ediyordu anlattıklarının ne
kadarını sahnede yapabildiğini söylememi; doğrusu, oyundan sonra birlikte
gittiğimiz arkadaşım Nilgün Şarman’ın dediği gibi, şimdiye dek sahnede ya da
perdede gördüğümüz Caligula’ların en iyisiydi. Ahmet Mümtaz Taylan, kendi
deyişiyle, oyunu doğru okumuş ve daha önemlisi,en doğru biçimde tasarlayıp
sahneye koymuş.
Oyunun yazıldığı günlerde de, günümüz Türkiye’sinde ya da dünyada en can
yakıcı sorunu, yönetenlerle yönetilenler arasındaki ilişki; insanlar tarihin
başlangıç dönemlerinde bütün güç ve erki kadına yakıştırdıkları dönemde işler
çok daha kolay ve yumuşaktı sanırım; ama ne zaman ki erkek döllemedeki güç ve
işlevini sezip kadını, ona bağlı olarak bütün dünyayı adım adım kendi
egemenliğine (?) sokmaya girişti, her şeyin tadı kaçtı; hele buna bir de
anamalcı talanın zorbalığı eklenince, dünya, yaşam cehenneme döndü; hâlâ çok
acıklı ve kanlı biçimde orada.
Ahmet Mümtaz, doğru okuyup canlandırma’sında, geçmişle günümüzü kaynaştırmış;
imparator da, senatörler de oyunun akışı içinde günümüze geliyorlar usul usul,
dünün seçkinleri bugünün küresel mafyasına dönüşüyorlar, ve dillerden düşmeyen
halkerkinin(demokrasinin) yerini göz göre göre içeri tıktığımız Doğu Perinçek’in
yerinde adlandırmasıyla çeteerki (mafyokrasi) alıyor.
Oyunu izleyeceğimiz tiyatro-dinleti salonuna geldiğimizde gözümüze
inanamadık: öteden beri başarılarını uzaktan işittiğimiz Yılmaz Büyükerşen,
halktan toplanan vergilerin yağmalanmayıp yine halka döndürüldüğü zaman neler
yapabileceğini somut olarak gözler önüne sermişti: bu dinleti-tiyatro yapısının
şu anda İstanbul ya da Ankara’da bile benzeri yoktur; olanlar da biliyorsunuz
yıkılma tehlikesi içinde.
Olasılık+gereklilik ikilisi yıllar önce, Eskişehir Büyükşehir Tiyatroları
sanat yönetmeni sevgili Ergin Orbey’in Ahmet Mümtaz Taylan’dan, Bilgesu
Erenus’un Misafir’ini sahneye koymasını istemesiyle işlemeye başlamış; şimdiki
Sanat Yönetmeni vekili Sinan Demirer yeni bir oyun isteyince, Ahmet Mümtaz da,
yukarıda değindiğim nedenlerle Caligula’yı seçmiş.
Oyunda görev alan Basri Albayrak, Nagihan Orhan, Sinan Demirer, Mert Kırlak,
Sermet Yeşil, S.Berkay Akın, Murat Danacı, İsmail Dündar, Zafer Ergül, Ali
Eyidoğan, Hakkı Kuş, Serhat Onbul, Yalçın Özen, Ercüment Yılmaz, Savran Perk,
Özcan Akgöz, Hıdır Akaya, Ferit Demirbay, Yunus Derli, Ersin Umut Güler, Çetin
Karabul, Şükrü Kaya, Özcan Yürük salonu dolduranların alkışlarını dolu dolu hak
edecek güzellikte oynadılar.
Tayfun Çebi’nin yalın bezemi son derece işlevseldi; giysileri tasarlayan
Funda Çebi , tarihin iki dönemini de başarıyla sahneye taşımıştı; Ersen
Tunççekiç’ın ışıklandırması da yerli yerindeydi. Tolga Çebi’nin tasarladığı
müzikler-efektler oyunun gücünü ve etkisini doruğa çıkaracak nitelikteydi.
Oyunun beyaz kağıttan sahneye taşınmasında Ahmet Mümtaz Taylan’a yardım eden
Şirin Aktemur Toprak ile Şafak Özen’in, yönetmen yardımcılığında Basri Albayrak
ile E.Savran Perk’in emekleri hiç boşa gitmemişti.
Çok yerinde bir seçimle, İstanbul Uluslararası Tiyatro Şenliği, bu başarılı
oyuna 28 Mayıs’ta AKM’de bir gün ayırmış; gerçek tiyatro severler şimdiden
alsınlar biletlerini.
Önce Yılmaz Büyükerşen’i, Eskişehir’e kazandırdığı, kazandırmakta olduğu her
şey için; Eskişehir Büyükşehir Tiyatroları’nda çalışan sevdalı gençleri, ve bu
çarpıcı oyunu onlarla birlikte bize armağan eden Ahmet Mümtaz Taylan’ı yürekten
kutluyor, alkışlıyorum.
9 Nisan 2008
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder