ŞIMARIK DÜNYADA TUTUMLU SORUMLU YAŞAMAK
Prensa Latina’nın haberine göre, Küba bu yıl ortalığı kasıp kavuran küresel
para bunalımına; geçen yaz adanın altını üstüne getiren, bütün altyapıyı yerle
bir eden üç korkunç kasırgaya , ayrıca yaz aylarında şimdi artık başlıca gelir
kaynağı olan turizmde enerji tüketiminin büyük ölçüde artmasına karşın, hiçbir
elektrik kesintisi yapmadan, tam 18 000 ton enerji arttırmış.
Bu, her anlamda, bugünden başlayarak ileriki yıllarda nasıl yaşamamız
gerektiğine canlı, somut bir örnektir. Şımarık anamalcılığın yoksulluğun en
dayanılmazına mahkûm ettiği milyarları yine de elindeki bütün büyülü araçlarla
tüketime, daha çok tüketime zorladığı; aslında kesinlikle sınırlı doğal
kaynakların sorumsuzca, çılgınca çarçur edildiği; üstüne tüy dikmek üzere, o
bilgisiz, aç açık milyarları yoksun bıraktıklarının acısını unutsunlar diye
sürekli çiftleşmeye; korunmayı ya da önlem almayı bilemedikleri, kimse yardım
etmediği için, her sevişmenin ardından tavşanlar gibi üremeye kışkırttığı şu
akıl, mantıkdışı, amansız, acımasız dünyada bir damla suyun, bir avuç yeşilin,
bir solukluk oksijenin, bir lokma besinin bilenen bilinmeyen bütün değerli
taşlardan daha büyük özenle korunması gerekirken, küresel harakiriden kese
dolduranlar, bıkıp usanmadan ‘sakın korkmayın, bunalım geçicidir, yarın, çok çok
öbür gün izi bile kalmayacak” diyerek milyarları gaz odasında öldürmekten daha
acılı sonlara hazırlamaktalar
Küba, 50 yıllık görülmemiş kuşatmaya, bin bir boğma girişimine karşın, başka
bir yaşama, hem de mutlu yaşama yolunun bulunduğunu kanıtlıyor sürekli: er geç
tükenecek petrolün yerine rüzgâr, güneş, yer altı kaynar suyu kullanmayı
bilerek, bilimsel yöntemlerle yaygınlaştırıyor. Ayrıca, az tüketen lambaları
kendi eliyle, gönüllü öğrencilere, bütün evlere taktırıyor. Yetmiyor, ocakta da
daha az enerji harcansın diye, yine her yuvaya birer düdüklü tencere sağlıyor;
böylece yemekler hem daha az enerji harcayarak, hem daha sağlıklı
pişiriliyor.
Gerek memeli hayvanlardan, gerek birim toprak alanlarından daha çok süt,
tahıl, meyve elde edebilmek üzere, hiçbir hormonu araya sokmadan, doğal
yöntemler, doğal gübreler kullanıyor.
Anamalcı küredeki bütün ülkeler yığınları eğitimsiz, bilgisiz, bilinçsiz
bırakmaya, böylece sömürüldüklerini onlardan daha kolay gizlemeye uğraşırken,
Küba’da yediden yetmişe, sivilden askere, aklınıza gelen her alanda, her yaşta
yurttaşlar sürekli yeni eğitimlerle besleniyor. Fidel Castro, üniversite
bitirmiş traktör sürücüsü yetiştirmekle övünüyordu bir konuşmasında.
20. Yüzyıl’ın, inanılmaz bir başarısızlığa uğrayarak insanlığın binlerce
yıllık umudunu paramparça eden çatıkkaşlı toplumcularının yerine, Kaba’da her
şey yukarıda değindiğim sürekli eğitmeye, bilgilendirmeye; ondan sonra, sağlık,
eğitim, barınma, beslenme, çalışma alanlarında en küçük bir korku taşımayan
yurttaşları yaşamın her ânında, her alanda akılyürütemeye, tartışmaya, çözüm
üretmeye hazırlıyor. Ve bütün bunları bitmez tükenmez bir şenlik havasında,
imece sarhoşluğunda gerçekleştiriyor. Sözün gerçek anlamında doyumlu, mutlu bu
insanlar, öğretmen ya da hekim olarak, kendilerine seslenen bütün dünya
insanlarının yardımına koşuyor; gönüllü öğretmenlik yapıp okuma yazma öğretiyor;
yüzlerce yıldır hekim ilâç görmemiş yığınlara bilimsel sağlık dağıtıyor.
Özgürlük, bağımsızlık isteyen; anamalcı talanın pençesinden sıyrılmaya çalışan
insan kardeşlerine, çok pahalıya patlayan hastalıklara yakalanmadan
yaşayabilmeleri için, gerçek, ucuz aşılar koşturuyor; dileyene bunların yapımı
gösteriyor, üretimlik açmalarına yardım ediyor.
Buna karşılık, en parlak sözlerle, en kandırıcı anlatımlarla dünyanın dört
bir yanına saçılan öbür dünya satıcılarını; cambaza baktırırken, yalnız paramızı
malımızı değil, canımızı da çalıp çöpe atan iblisleri getirin gözünüzün önüne,
hem de her dinden.
Kıyaslama yapıp tarttığınızda, bu yaşatıcı yolu seçenlerin 6 milyarı aşkın
öbür kesimin karşısında okyanustaki damla gibi kaldığını görürsünüz; ama iki
şeye gücenin, derim: bizi yılan yerine koyup oynatanların bütün barutları
tükendi; sağlıklı, sevinçli yaşama tohumuysa dipdiri; binlerce yıldır
kirletilmiş topraklarda bile yeşerebilir.
Ulus Gazetesi,30.06.2009
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder