LOZAN 2005
Mustafa Kemal Atatürk’ün Lozan Andlaşması konusundaki değerlendirmesini Özer
Ozankaya’nın Cumhuriyet Çınarı’ndan aktarayım:
“Bu andlaşma, Türk ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr
Anlaşması’yla tamamlandığı sanılmış büyük bir yoketme eylemenin çökertilişini
yansıtan bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri bulunmayan bir siyasal utkunun
ürünüdür.”
Andlaşma’nın imzasından topu topu bir ay sonra, 30 Ağustos 1923’te de şunları
söylemiş Atamız:
“Türk ulusunun burada elde ettiği yengi kadar kesin sonuç veren ve yalnız
bizimkine değil, dünya tarihine de yeni bir yön vermekte bu kadar etkili olan
başka bir meydan savaşı anımsamıyorum.
Efendiler, bu çok büyük yenginin türlü etkilerinin üstünde, en önemli ve
yücesi, Türk ulusunun kayıtsız koşulsuz egemenliğini eline almış
olmasıdır.Ulusumuzun yüzyıldan beri hanlar, hakanlar, sultanlar, halifeler
elinde, onların baskı ve zorbalığı altında ne kadar ezildiğini, onların
açgözlülüğünü doyurmak için ne büyük yıkım ve yitiklere katlandığını düşünürsek,
egemenliğe kavuşmasının bütün yüceliği ve önemi gözümüzün önünde belirir.
Saraylarında Türk’ten başkasına dayanarak saltanat süren, düşmanla birleşerek
Anadolu’nun, Türklüğün karşısında eylemlere girişen bu çürümüş gölge adamların
Türk yurdundan kovulması, düşmanın denize dökülmesinden daha kurtarıcı bir
devrim olmuştur.
Efendiler, yurdumuz artık bayındırlık istiyor, varsıllık ve gönenç istiyor.
Bilim, beceri, yüksek uygarlık, özgür düşünce, özgür düşünüp davranma istiyor.
Dünyada bir ulusun varlığı, değeri, özgürlük ve bağımsızlık hakkı, o güne dek
ortaya koyduğu ve ilerde koyacağı uygarlık yapıtlarıyla orantılıdır.
“Uygarlık yapıtı ortaya koyma yeteneğinden yoksun toplumlar, sonunda özgürlük
ve bağımsızlıklarını yitirirler. Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak,
yaşamın temel koşuludur.
Her alanda yükselip yetkinleşmye yatkın ulusumuzun toplumsal ve düşünsel
devrimlerini kösteklemeye kalkışanlar ve çıkaracakları engeller kesinlikle yok
edilmelidir.”
Lozan Andlaşması’nın 82. yıldönümünde, sürüp sürmeyeceği belli olmayan, ama
bizi, Erol Manisalı’nın yerinde deyişiyle Bekleme Odasında İğfal Etmeye yemin
etmiş olan AB masalı uğruna Cumhuriyet Devrimi’nin bütün birikimlerinin açık
eksiltmeye çıkarıldığı günlerde, gerçek yurtseverler yine güzel bir girişim
başlattılar.
Anımsayacaksınız, “Ermeni soykırımı düpedüz bir kandırmacadır” diyen Türk
Tarih Kurumu Başkanı’mız için tutuklama buyruğu çıkaran İsviçre’ye, hem de Lozan
Andlaşması’nın imzalandığı yapının kapısına gidip bir açıklama yapmıştı Doğu
Perinçek. Bu kez, İşçi Partisi’nin önayak olmasıyla, Ertuğrul Kazancı,Semih
Koray, Ferit İlsever, Yavuz Dedegil, Hasan Kemahlı, Ethem Kayalı, Uçkun Geray,
Ali Mercan kafa kafaya vermiş, 22-23-24 Temmuz günlerinde İsviçre’ye uçup ilkin
Zürih’te bir kapalı salon toplantısı düzenlemeye, ardından Lozan’a geçip
Andlaşma’nın imzalandığı yapının önünde bir basın açıklaması, ardından kapalı
salonda bir toplantı yapmaya karar vermişler.
Girişime Sayın Ahmet Necdet Sezer, Rauf Denktaş ve Süleyman Demirel destek
vermişler.
Ayrıca, adları buraya sığmayacak 200’ü aşkın onurlu insan, Atamıza, Türk
ulusuna yakışır bir davranışla, 21. Yüzyıl’da, insan ortak paydası’nı yele verip
hâlâ hepimizin kanını emmeye çalışanların karşısına dikilmeye and içmişler.
Hadi gelin güzeller güzeli Atamızla birlikte haykıralım:
NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE, DİYEBİLENE!
Cumhuriyet,03.07.2005
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder