“İSLAM’DA BİLİMİN YÜKSELİŞİ VE ÇÖKÜŞÜ”
Çetin Yetkin bize geldiğinde,aslında açık seçik ortada bir olguya değindi:
uzun süre,kendimize Batı’nın beyinlerimize vurduğu damgayla baktık.
Bu da dirim ve güdümbilim açısından son derece doğal,kaçınılmaz bir
sonuç;çünkü Henri Laborit’nin dediği gibi,hepimiz başkalarıyız, bir başka
deyişle başkalarının beyinlerimize kazıdığı etkilerin toplamıyız.
Ama güzeller güzeli Atatürk’ü sevince boğmak üzere,bir süredir,yurdumuzda da
bu bukağıdan kurtulmuş,bağımsız düşünüp yargıya varabilen,bunları Anadolu
uygarlıklarına yakışır biçimde dile getirebilen yazarlarımız türedi:Çetin
Yetkin,Metin Aydoğan,Erol Manisalı,Oktay Sinanoğlu vb.
Bunlardan biri,hem de en çalışkanlarından biri Cengiz Özakıncı;üstelik
yazmakla kalmıyor,gönendirici bir başarıyla gerçekleştirdiği Otopsi Yayınevi’nde
hem kendi kitaplarını,hem öbür güzel insanların kitaplarını basıyor.
Yazıp bastıklarından biri,İslâm’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü.
Bu yapıtı hazırlarken,Marx’tan Muhammed’e,Gazzali’den Ömer Hayyam’a,Peyami
Safa’dan Freud’a birçok yazarın 135 kitabını okumuş;”Mutezile Devrimi”nden
“Gazzali Karşı Devrimi”ne adlı bölüm içinse,ayrıca 16 yazarın yapıtlarından
yararlanmış.
İ.S.632-790 arasına yerleştirdiği bilim karşıtlığı döneminde,Müslümanların
Kur’an dışındaki kaynaklara düşmanlığını şu alıntıyla belgeliyor:
Müslümanlar İran’ı ele geçirip anlatılamayacak kadar çok kitap ve bilimsel
belgeyle karşılaştıklarında,Sa’d bin Vakkas,Halife Ömer’den bunları alıp ganimet
olarak Müslümanlara dağıtmak üzere izin istedi.Halife Ömer bu isteğe şu yanıtı
gönderdi:”Onları suya at; bunların içinde doğru yönde bir kılavuzluk varsa,Tanrı
bize daha iyi bir kılavuz (Kur’an)göndermiştir.Yoo bunların içeriği
hatalıysa,Tanrı bizi onlardan korumuştur.”
Buna karşılık,Aristo’yla ünlü öğrencisi Büyük İskender konusunda,226.sayfada
şu bilgi var:
Aristoteles’in öğrencisi İskender,bilim alanında büyük bir iş
görmüştür.Yanında gezdirdiği bilim adamlarına ele geçirdiği ülkelerin coğrafi
konumunu ,iklimini,hayvan ve bitkilerini inceletmiş,böylece pek çok bilimsel
araç gereç sağlamıştır.
İki satır sonra başka önemli bir saptama var:
Aristoteles’in Politika adlı yapıtında,bir Anayasa yapmak
üzere,Habeşiştan’dan Kartaca’ya dek erişebildiği her ülkenin yasalarını,yönetim
biçimlerini incelediği belgelenmiştir.
Avusturya Kültür Ofisi’nde 70’li yıllarda yaptığımız ortak söyleşilerden
birinde,Avusturyalı bir konuk:Aslında keşke uygarlık tarihi karşılıklı
çevirilere bakılarak yeniden yazılabilseydi,demişti.
Nitekim,İslâm’da bilimin yükselişine rastlayan 827-1107 yılları
arasında,Müslümanlar işte bu işi başarmış,başta Yunan klasikleri,belli başlı
bütün büyük yapıtları kendi dillerine çevirtmişler.
Nitekim,ilk yazılı Türk yazıtlarından ünlü Kutadgu Bilig bakın nasıl
sesleniyor bilgine:
Ey bilgin düşünür,amacım söz söylemekti,ustan ve bilgiden söz etmek
istedim.Us karanlık gecede ışık saçan bir çıra gibidir;bilgi seni aydınlatan bir
ışıktır.Kişi,usla yükselir,bilgiyle büyür;kişi,usla,bilgiyle saygı görür.Buna
inanmazsan,Nuşin Revan’a(Hıristiyan Bizans'ın kovuşturmasından kaçan eski
Yunancı düşünürlere kapısını açan Sasani Kralı I.Hüsrev’e)bak;o us gözüyle
yeryüzünü aydınlattı.
Evet,işte böyle.
Ama eski dönemlerde ya da bugün Müslümanlar öyle de,öbür dinlere inananlar
başka türlü mü? Kitapta daha sonra,Batı’nın Araplardan yaptıracağı çevirilerle
Ortaçağ’ı aştığını gösteren sayısız bilgi var.
Bizse,ta Atatürk’e kadar bekledik şu sözü işitebilmek için:Dünyada en büyük
yol gösterici,olumlu bilimdir!
Bilgine,emeğine sağlık sevgili Cengiz Özakıncı.
Cumhuriyet, 24.11.2003
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder