8 Ocak 2013 Salı

“İSLAM’DA BİLİMİN YÜKSELİŞİ VE ÇÖKÜŞÜ”

“İSLAM’DA BİLİMİN YÜKSELİŞİ VE ÇÖKÜŞÜ”


Çetin Yetkin bize geldiğinde,aslında açık seçik ortada bir olguya değindi: uzun süre,kendimize Batı’nın beyinlerimize vurduğu damgayla baktık.
Bu da dirim ve güdümbilim açısından son derece doğal,kaçınılmaz bir sonuç;çünkü Henri Laborit’nin dediği gibi,hepimiz başkalarıyız, bir başka deyişle başkalarının beyinlerimize kazıdığı etkilerin toplamıyız.
Ama güzeller güzeli Atatürk’ü sevince boğmak üzere,bir süredir,yurdumuzda da bu bukağıdan kurtulmuş,bağımsız düşünüp yargıya varabilen,bunları Anadolu uygarlıklarına yakışır biçimde dile getirebilen yazarlarımız türedi:Çetin Yetkin,Metin Aydoğan,Erol Manisalı,Oktay Sinanoğlu vb.
Bunlardan biri,hem de en çalışkanlarından biri Cengiz Özakıncı;üstelik yazmakla kalmıyor,gönendirici bir başarıyla gerçekleştirdiği Otopsi Yayınevi’nde hem kendi kitaplarını,hem öbür güzel insanların kitaplarını basıyor.
Yazıp bastıklarından biri,İslâm’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü.
Bu yapıtı hazırlarken,Marx’tan Muhammed’e,Gazzali’den Ömer Hayyam’a,Peyami Safa’dan Freud’a birçok yazarın 135 kitabını okumuş;”Mutezile Devrimi”nden “Gazzali Karşı Devrimi”ne adlı bölüm içinse,ayrıca 16 yazarın yapıtlarından yararlanmış.
İ.S.632-790 arasına yerleştirdiği bilim karşıtlığı döneminde,Müslümanların Kur’an dışındaki kaynaklara düşmanlığını şu alıntıyla belgeliyor:
Müslümanlar İran’ı ele geçirip anlatılamayacak kadar çok kitap ve bilimsel belgeyle karşılaştıklarında,Sa’d bin Vakkas,Halife Ömer’den bunları alıp ganimet olarak Müslümanlara dağıtmak üzere izin istedi.Halife Ömer bu isteğe şu yanıtı gönderdi:”Onları suya at; bunların içinde doğru yönde bir kılavuzluk varsa,Tanrı bize daha iyi bir kılavuz (Kur’an)göndermiştir.Yoo bunların içeriği hatalıysa,Tanrı bizi onlardan korumuştur.”
Buna karşılık,Aristo’yla ünlü öğrencisi Büyük İskender konusunda,226.sayfada şu bilgi var:
Aristoteles’in öğrencisi İskender,bilim alanında büyük bir iş görmüştür.Yanında gezdirdiği bilim adamlarına ele geçirdiği ülkelerin coğrafi konumunu ,iklimini,hayvan ve bitkilerini inceletmiş,böylece pek çok bilimsel araç gereç sağlamıştır.
İki satır sonra başka önemli bir saptama var:
Aristoteles’in Politika adlı yapıtında,bir Anayasa yapmak üzere,Habeşiştan’dan Kartaca’ya dek erişebildiği her ülkenin yasalarını,yönetim biçimlerini incelediği belgelenmiştir.
Avusturya Kültür Ofisi’nde 70’li yıllarda yaptığımız ortak söyleşilerden birinde,Avusturyalı bir konuk:Aslında keşke uygarlık tarihi karşılıklı çevirilere bakılarak yeniden yazılabilseydi,demişti.
Nitekim,İslâm’da bilimin yükselişine rastlayan 827-1107 yılları arasında,Müslümanlar işte bu işi başarmış,başta Yunan klasikleri,belli başlı bütün büyük yapıtları kendi dillerine çevirtmişler.
Nitekim,ilk yazılı Türk yazıtlarından ünlü Kutadgu Bilig bakın nasıl sesleniyor bilgine:
Ey bilgin düşünür,amacım söz söylemekti,ustan ve bilgiden söz etmek istedim.Us karanlık gecede ışık saçan bir çıra gibidir;bilgi seni aydınlatan bir ışıktır.Kişi,usla yükselir,bilgiyle büyür;kişi,usla,bilgiyle saygı görür.Buna inanmazsan,Nuşin Revan’a(Hıristiyan Bizans'ın kovuşturmasından kaçan eski Yunancı düşünürlere kapısını açan Sasani Kralı I.Hüsrev’e)bak;o us gözüyle yeryüzünü aydınlattı.
Evet,işte böyle.
Ama eski dönemlerde ya da bugün Müslümanlar öyle de,öbür dinlere inananlar başka türlü mü? Kitapta daha sonra,Batı’nın Araplardan yaptıracağı çevirilerle Ortaçağ’ı aştığını gösteren sayısız bilgi var.
Bizse,ta Atatürk’e kadar bekledik şu sözü işitebilmek için:Dünyada en büyük yol gösterici,olumlu bilimdir!
Bilgine,emeğine sağlık sevgili Cengiz Özakıncı.

Cumhuriyet, 24.11.2003

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder