“ANADOLU’DA KIZILCA HALVET
Bu, Berfin Yayınları’nın bastığı Askeri Öner’in kitabının adı; gerçi tür
olarak roman diye adlandırılmış, ama gerçek bir Anadolu, Türklük, giderek
insanlık tarihi özeti.
Askeri Öner, hepimiz gibi, rastlantı (olasılık) ve gerekliliklerin
ürünü:1945’te Tarsus’ta doğmuş; İktisat ticaret okumuş; 68 ateşiyle, toplumsal
olaylara, oluşumlara yönelmiş.1971 yumruğundan sonra Almanya’ya sığınmış,
1974’te yurda dönmüş 1980’e dek sendikacılık, kooperatifçilik yapmış; işçi
örgütlenmelerine katılmış. 80’de zindan; partisiz kalış. O boşlukta sanata
yönelmiş. 1989’da bir film öyküsü Yunus Nadi Ödülü’nü kazanmış. Bunun üzerine,
anlatmak istediklerini bu yoldan dile getirmeye başlamış; son romanı da önce
film öyküsü olarak tasarlanmış, sonra romana dönüştürülmüş.
1200’lerden başlayarak İstanbul’un, Anadolu’nun, ünlü Haçlı Seferleri’nin
tarihini ele alıyor kitap; hem de film öykülerine özgü, akıcı, iç içe geçmiş
geri dönüşler, yüzyılları olayları kıyaslamalarla.
Kitabın adı bile çok ilginç aslında: Hacı Bektaş Veli Tekkesi’nin kapısında
yazıyormuş Kızılca Halvet; kızılcayı anlıyorsunuz zaten, halvetse, burada gizli
buluşma yeri demekmiş. O gizli buluşma yerinde Anadolu Alevileri, Babailer
buluşup üzerlerindeki baskıdan zulümden kurtulma yollarına ararlarmış.
“3500 yıl kadar önce, gelecekbiliciler ve yerli davar çobanlarının
kılavuzluğunda, Balkanlardan Trakya’ya inen barbar Cermen kabileleri, Boğaz
kıyılarına geldiklerinde herhalde durmuş ve kağnı üstünde yürüyen evleriyle
karşı kıyıya nasıl geçeceklerini epeyce tartışmış olmalılar…
Tunç Çağı barbarlarından 3500 yıl sonra farenin kuyruğunda (Marmara
Denizi’nin önünde) bu kez başka bir barbar göründü.
Bu barbarlar da mavi farenin burnunu uzattığı Asya’daki peynire gelmişlerdi,
ama durduruldular.
Büyük Britanya Donanması, Çanakkale Boğazı’nda, tarihinin en acı ve onulmaz
yenilgisini aldı.
Mustafa Kemâl engelini aşıp Karadeniz üzerinden Rusya’ya geçmek ve kimlik
(!?) savaşı veren milliyetlerin işbirliğiyle Bolşevik Devrimi’ni boğma
fırsatını, böylece onun peşi sıra Anadolu’dan sökün edecek bağımsızlık
savaşımını boğama fırsatın kaçırdıklarında, donanma komutanlara bu hayret verici
topoğrafik gerçekler karşısında büyük bir öfkeye kapılmışlar…”
Gördüğünüz gibi, tutarlı bir akıl yürütmeyle, yüzyıllar içinde olayların
neden ve sonuçlarını irdeleyebiliyor Askeri Öner; zaten kitabını yazarken, ömür
boyu okuduklarının yanında, salt bu yapıt için 71 önemli kaynaktan yararlanmış.
Dolayısıyla, insanlık tarihinin bütün büyük ustalarını, öğretilerini iyi
biliyor; dünyayı, evreni enerjiye dayanarak açıklamanın öncülerinden Demokritos
bunlar arasında elbet; onun”evrendeki her şey rastlantı ve gerekliliğin
ürünüdür” sözünü özümsediği şu satırlarda açıkça görülüyor:
“İçinde rastlantı olmasa, bir gün âşık olmayı boşuna bekliyor olmaz
mıydık?
İçinde rastlantı olmayan devrim veya karşıdevrim olmuş mudur?
…
Birbirlerini aşılayan bireylerin, varlıkların doğa koşullarına uyumu
gereğince dönüşüm ve ayrışıma uğrayıp türleri oluşturdukları doğrudur. Ancak
doğa yasalarındaki zorunluluğun içinde rastlantısal olanın da payı vardır. Gen
bilimi, son derece ‘tutucu’ olan genlerin, kendilerini zorunlu biçimde
kopyalayıp türlerini geleceğe taşırken, ‘belli ölçüde yanlış(!) yapıp tıpkıbasım
olmayan örnekler ürettiklerini saptamaktadır.”
Tarihin akışına böyle bakınca, çok daha sağlıklı, inandırıcı saptamalar
yapmak elimizde elbet; işte yeni bir örnek:
Sanayi devrimin gelişme süreci içinde, kazancı büyütmenin daha etkili yolları
aranırken, para kesen makineler ile paradan para üreten bankaların
çiftleşmesiyle kârın arttığı görülmüştür. Sonraları nerede ve nasıl
becermişlerse, sanayi sermayesi ile banka sermayesinin torunları kendi içlerinde
çiftleşmişler ve bu aile içi ilişkiden ana babaları bile soyup soğana çeviren
haydut evlatlar, yâni mali sermaye doğmuştur.”
Kısacası, Askeri Öner, 535 sayfalık çarpıcı yapıtında, ilgiyle, tutkuyla
okuyacağınız şeyler yazmayı başarmış; ona da, bu önemli yapıtı ülkemizin şu
çetin koşullarında basan İsmet Arslan’da yürekten alkış
Cumhuriyet, 10 Ekim 2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder