6 Ocak 2013 Pazar

SCHUMANN AKŞAMI



            11 Kasım akşamı, Beyoğlu’ndaki Borusan Müzikevi’inde sevgili Ece İdil, Emrecan Karayel’in piyanosu eşliğinde bize Schumann şarkıları söyledi.
            Ece’yi, kaya resimleri ve çiçekleri belgeleyen Dr. Ali R. Bilginer, İstanbul’a geldiğinde, ortak dostumuz Mesut İktu ile yediğimiz akşam yemeğinde tanımıştım; benim gibi müzik seven birinin onu tanımakta bu kadar gecikmesi ne onun kusuruydu, ne benim: ülkem, başta ABD, bütün dünyayı 500 yıl aşkın süredir amansızca, acımasızca soyup soğana çeviren şu sözümona uygar (?!) Batı’nın ülkeme biçtiği deli gömleğinin sonucu: ne sanatçılar onları kucaklayabilecek olanlara ulaşabiliyor kolayca, ne de sanatseverler yaratıcı ve yorumculara.
            Oysa Ece her yönden çilesini çekerek yetişmiş sanatın: 8 yaşında arp çalmaya başlamış; aynı zamanda dans eğitimi de görmüş, balerin olmuş, kısa bir süre İDOB’de dans etmiş. 1973’te Atatürk Kız Lisesi’ni bitirip Konservatuar’ın şan bölümüne girmiş, Mustafa İktu’nun öğrencisi olmuş. Sonra kılavuzluk görevini Mesut İktu almış; konser şarkıcısı olarak 1980’de okuldan çıkmış. Birçok resital ve konserde yer almış, çeşitli ülkelere gitmiş; 1992’de Sofya Çağdaş Müzik Festivali’ne solist olarak çağrılmış; 1995’te, Boğaziçi Oda Müziği Topluluğu iye, Cemal Reşit Rey’in “Sextuor” adlı yapıtını dünyada ilk kez yorumlamış. 2004’te, yine Rey’in 100. Doğum Yılı dolayısıyla, “12 Anadolu Türküsü”nü seslendirmiş. 2005’te Yıldız Üniversitesi’nce, çağdaş müziği yorumlamadaki başarısından dolayı, “Yılın 10 Divası” ödülüne lâyık görülmüş. 2006’da ilk Türk kadın bestecesi Nazife Güran’ın liedlerini yorumlamış. 2007’de, “Tree Masters albümünde  Usmanbaş, Saygun  ve Rey’in yapıtlarını seslendirmiş.
            Emrecan Karayel  ise, sevgili ustam Sabahattin Eyuboğlu’nun meleği andıran eşi Magdi Rufer’le başlamış piyano çalışmaya; sonra İstanbul Konservatuarı’nda, Özen Veziroğlu’nun öğrencisi olmuş; 1997’de Alman Lisesi’ni bitirip Freiburg Müzik Yükesk Okulu’na girmiş. Almanya’nın evsahipliğini yaptığı “”Gençlik Müzik Yapıyort” adlı yarışmada 1994’te Kahire’de, 1995’te Atina’da, 1996’da Roma’da Akdeniz Ülkeleri birincilik ödülünü kazanmış. 2001’de, Freiburg Müzik Okulu’nda Prof. Vitaly Berzon’un piyano, Hans-Peter Müller’in eşlik sınıfını bitirmiş. Sonra Paris’e gitmiş, Denis Pascal ile piyano, Eric le Sage ile oda müziği, Maciej Pikulski ile eşlik çalışmış. Leipzig’de, 1998’de, “Jugent Muziert” yarışmasında, eşlik dalında birincilik ödülü kazanmış. 2001’de, Berlin’de, Paula-Salomon-Lindenberg Yarışması’nda en iyi piyano eşlikçisi seçilmiş. 2005’te, Paris’te, Nadia-Lilly Boulanger Piyano-Şan İkilisi Yarışması”nda finale kalmış.Pavel Gililo, Dietriech-Fischer Diskau, Thomas Hampson  gibi ustaların derslerine katılmış. Şu anda Paris Konservatuarı’nda piyano öğretmenliği yapıyor, Almanya, Fransa ve Türkiye’de resitaller vermekte ya da şarkıcılara eşlik etmekte.
            Sevgili Ece İdil, o akşam karşımıza, ince uzun bedenine çok yakışan uçuk mavi tüller içinde çıktı; Schumann’ı çok iyi kavrayıp sindirdiği belliydi; şarkıları büyük bir duyarlılıkla yorumladı; dinleti üç bölüme ayrılmıştı; ilk bölümde bestecinin 12 şarkısını yorumladı; aradan sonar ilkin Emrecan sahneye tek başına geldi; yaratıcının 12 numaralı Fantasiestücke’sini çaldı; büyük talihsizlik, piyanonun pedalı gıcırdıyordu; çok tedirgin oldu, ama sinirleri sağlammış, yapıtların ustaca yorumunda birikimini, duyarlılığını kanıtladı; son bölümde Ece’nin kendinden emin, duyarlı sesinden 8 şarkı daha dinledik.
            Taksim’in ortasındaki AKM kapatılalı beri, İstanbullu müzikseverler ortalığı saçıldı biliyorsunuz; ancak özel kurum ve kuruluşların insafına bağlı olarak tadabiliyorlar nitelikli müziği; Borusan Müzikevi bu sığınıklardan biri, hem de elverişli bir yerde; ama yurttaşlarımın müzik dinleyecek, sanata zaman  ve para ayıracak hâli kalmamış, o akşam da iki yorumcunun yakınları doldurmuştu salonu; geri kalanların ha haberi olmamıştı, ya gelecek gücü bulamışlardı. Ne yazık!
            Ama biz oraya ulaşabilenler gerçekten ayrıcalıklıydık, arı, duru, soylu sanatla beslendik, arındık; iki yorumcuya da yürekten alkış.
Ulus Gazetesi, 13 Aralık 2010.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder