7 Ocak 2013 Pazartesi

SARTRE’IN KÜBA İZLENİMLERİ 3

SARTRE’IN KÜBA İZLENİMLERİ 3

Fidel, Sartre’a Küba’da başlattığı köklü devrimi bütün ayrıntılarıyla göstermek istiyor; bir gün, hadi gidiyoruz diyor, helikoptere atlıyorlar, yalnız aracı kullanan, Fidel ve o varlar; sayısız dönüşlerle kıyıları gösterdikten sonra bir yola iniyorlar; çalışan işçiler pek bezgin; kantinleri mi yok; kullanılan kamyonlar henüz özel kuruluşlardan kiralanıyor. Fidel bunları dinledikten sonra, işçilere ayaklanmayı salık veriyor. Helikoptere binerken Satrre’a dönüp:
“- Onlara ilk ivmeyi verdim, diyor. Sonra gülerek ekliyor: Ben olmadan gerisini getirirler nasılsa.”
Başka bir gün bakanlar kurulu toplantısına götürüyor onu; bakanlar toplanmış, Fidel’i bekliyorlar, bir türlü gelmiyor; pencereden bakıyorlar, avluda bir küme genç kızın arasında. Epey sonra geliyor; kızlar öğretmen alımı için açılan sınava girmiş, kazanamamışlar; bunun üzerine, henüz özel okullar var ya, birine gidip para vermiş, sonunda öğretmenlik belgesi almışlar, ama Ulusal Eğitim Bakanlığı kabul etmemiş; şimdi kimi bulsalar ağlayıp yakınıyorlar. Fidel’e anlatmışlar sorunlarını; o da yetkili görevliye bir çözüm yok mu diye soruyor; yokmuş. Bütün bakanlar bu konuyu uzatmanın zaman yitimi olduğu görüşünde, ama Castro bir şey demese de, düşünceli duruyor. Sonunda yetkiliye dönüp kararlı bir sesle, usulca:
“- Onlara bir şey vermek gerek Armando”, diyor.
Bütün bakanlar iyi ama neden diye soruyor; başka bir açıklama yapmadan, inançla:
“- İstediler çünkü. Buraya geldiler, beklediler, gözyaşı döktüler”, diyor.
Arkadaşları, şaşkınlıkla soruyor:
“İstemeleri yeterli mi?”
Fidel başını sallayıp kesin bir sesle yanıtlıyor: “Evet, yeterli.”
Bunun üzerine, özel belgenin geçersiz sayılmasına, ama kızların öğretmenlik sınavına bir kez daha girmesine karar veriliyor.
Sartre, böyle konmuş kuralların, yönetmeliklerin çiğnenmesine epey şaşırıp bir ara soruyor:
“Kim, ne isterse elde etme hakkına sahip mi?...”
Arcocha çeviriyor; Fidel karşılık vermiyor, Sartre üsteliyor:
“Böyle mi düşünüyorsunuz?
Fidel purosundan bir soluk çekip kararlı bir selle yanıtlıyor:
- Evet!
- İstekler şu ya da bu biçimde bir gereksinmeyi dile getirdiği için mi?
Fidel yüzünü dönmeden yanıtlıyor:
- Bir insanın gereksinmesi, bütün öbürlerini bastıran temel hakkıdır.”
Yalnız bu olay, başta ABD, bütün düzmece demokrasi yanlılarının 50 yıldır aralıksız süren saldırılarına, baltalamalarına, kafa karıştırmalarına karşın, Küba halkının %95’nin neden çelik gibi Fidel’in, Devrim’in arkasında durduğunu açıkça gösteriyor sanırım.
Yaşanan başka bir olay. Arabaya binmişler, köyleri, üretim ortaklıklarını dolaşıyorlar; gittikleri her yerde insanlar hemen çevresini alıyorlar Fidel’in, hiçbir törene gerek kalmadan, çekinmeden sorunlarını, dertlerini anlatmaya başlıyorlar; Fidel’in ta başından beri yanından ayırmadığı yazmanı Celia söylenenleri küçük defterine yazıyor; adadaki herkes o deftere yazılanları er geç yapılacağını biliyor. Ortaklığın birinde hızla gelen küçük bir kamyonetten yedi çiftçi atlıyor, Fidel’i kuşatıp anlatmaya başlıyorlar. Sonunda kurtulup başka bir üretim ortaklığına geçiyorlar; bir de bakıyorlar, yedi çiftçi az sonra bitiyor, kaldıkları yerden sürdürüyorlar anlatıp tartışmayı.
Ve Fidel bu köylülere bir kerecik bile, yeter artık, ardımızdan gelmeyin demiyor.
Sartre’ın bir izlenimi daha var: insanlar Fidel’le karşılaşır karşılaşmaz kafalarındaki ortaya döküyor, ama bunu hemen o anda, doğaçlama yapıyorlar. Bunu Fidel’e söyletiyor; Castro gülümseyip yanıtlıyor:
“Sorumlular işlerin iyi yapıyorlarsa, emekçiler hep birlikte tutkuyla sarılır işlerine: çıkarları bunu gerektirir, onlar da bunu çok iyi duyumsarlar. Ama en çok hoşuma giden yanları, her yerde benzersiz birey olarak kalırlar.
- Evet, ayrımına vardım bunun, diyorum, yuvarlak şapkalara, Küba gömleğine, zaman zaman beliren şeker kamışı palasına karşın, hiç kimse öbürüne benzemiyor. Peki okuma yazma biliyorlar mı?
- Gördüklerimiz mi? Yoo, sanırım çoğu bilmiyor.
- İyi ama, şunu nasıl açıklayacağız; okuma yazma bilmeyen bu insanlar eğitimli gibi geldi bana.
- Düşünüyorlar da ondan, diye karşılık verdi Fidel. Hem de her an. Devrim düğmeyi çevirdi: herkesin beyninde düşünce dolaşmaya başladı, bir daha da durmayacak.”
İnsanlığın binlerce yıllık özlemi toplumculuk, işte bunu başarmak; yeni, düşünen, düşüncesini çekinmeden dile getirebilen bireyler yaratmak zorundaydı; ne mutlu Fidel ve yoldaşlarına bunu başardılar Küba’da.
Bütün dünyaya umut ve örnek olmak üzere.
Ulus Gazetesi, 28 Haziran 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder