METİN DEMİRTAŞ
Metin Demirtaş, bir Toros çocuğu; yüzcek ancak geçen yıl 29 Ekim’de, sevgili
Dilek Evcilmen ile Hicran Karabudak’ın konuğu olarak Antalya’ya gittiğimizde
tanışabildik; Küba’yı andığımız bir söyleşide başta Che Guevera şiiri olmak
üzere, şiirlerinden bir güldesteyi dinledik.
Gündüz çalışan bir halk çocuğu; 1962’de, Ankara Akşam Tekniker Okulu’nu
bitirmiş, 1981’de emekli olana dek çeşitli yerlerde çalışmış.
Görüşme Yeri adlı ilk kitabını 1969’da yayınlamış; Evrensel Yayınları’nın
Ekim 2009’da bastığı Türkülerde Gezer Adları ile bu yılın Yunus Nadi Şiir
Ödülü’nü kazandı. Bu kitabından birkaç şiiri paylaşalım şimdi; daha çok dizesini
okuyabilesiniz diye, özgün yazımıyla veremiyorum.
Çiğnenirken
Ekmeğimiz, unumuz.
Çiğnenirken,
Papatyaların kırlardaki,
Çocuklarımızın
Uykularındaki gülümseyişi…
TÜRKÜDE GEZER ADLARI
Şarkıları susmuş,/ Yarım kalmış yolculukları. / Papatyalar boyun kırıp, /
düşmüşler yere. / Ufaktan esen seher yeli, / Okşar şimdi bir günlüğün
yapraklarını, / Okşar gelincikleri.
Yusufçuklar ötmez, / Turnalar geçmez olmuş./ Bir türküde gezer olmuş
adları.
Ötelerde. / Derviş ağırlığıyla, / Tanıktır Ali Şükran Dağı. / Eğin Geçidi, /
Akçadağ, Nurhak.
Ve yoksulluğun boyunduruğunda boğulmuş / Güzelim halk. / Meşeler bin yıllık
türküsünde.
Kurşunlara gelmişler, / Göyneksiz yatarlar yerde. / Ekinler başağa gelemeden
sararmış. / Türkülerde göveren meşeler, / Burada kararıp kalmış.
YUNUS Kİ YOBAZLARDAN YAKINA YAKINA
Yunus da geçti bu topraklardan: / Yana yana yiğit iken ölenlere. / ‘Gök ekini
biçmiş gibi.’
‘Bir hastaya vardın ise, / Bir yudum su verdin ise’ diyerek. İnsanı
yücelterek, / Sevgi tohumu serperek…
İkilikten usandı, birliğe inandı. / Toprağı öptü, / Yerden aldı göğe döktü. /
Gök duruluğu, toprak yalınlığı / Şiirler döküldü dilinden.
“DERD-İ ŞARABIN İÇTİM DERMANIM YAĞMA OLSUN”
Cemal Süreya / “Sevda Sözleri”inde ne güzel söyler:
“Yunus ki süt dişleriyle Türkçenin / Ne güzel biçmişti gök ekinini, / Düşman
müşman girmeden araya / Dolanıp bütün yukarı illeri / Toz duman içinde yollar
boyunca”
Bilgeliği tunca yansımış / Yunus Yontusu’nda sonsuz / Bir bozkır kederi.
Taşıdığı odun sanılır / İnsanlığın acılarıdır./ “Yağma Olsun” şiirinden kimi
bölümler / Yazılıp bir taşa. / Konmalı iki yanına.
“İkilikten usandım / Birlik hanına kandım / Derd-i şarabın içtim ? Dermanım
yağma olsun.
Yunus ne hoş demişsin / Bal-u şeker yemişsin / Ballar balını buldum / Kocanım
yağma olsun.”
NERDE KARACAOĞLAN’NIN GÜLEZ YÜZLÜ GELİNLERİ
Bazı kızlar, / Saçlarını sımsıkı bohçalamışlar. / Güneşe kapatmışlar
pencerelerini. /Dudakları somurtuk. / Solgun yüzleri.
Bu topraklarda yaşamadı mı? / Nerde Karacaoğlan’ın / Memeleri domur domur
terleyen / Güleç yüzlü gelinleri!...
Düşmüş Anadolu aydınlanması üstüne, / Bir kara gölge ki, / Dolarla kirli,
Vahabi…
Sahi nerde! / Mustafa Kemâl zamanında yağan / Tertemiz karlar şimdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder