“KANSER VE BESLENME”
Dr.İlhami Güneral,Nilgün-Nermi Uygur çiftinin sofrasında,yıllar
önce,Sevil’in:”İyi ama,İlhami Bey,bunca ayrıntıyı nasıl,nereden öğrendiniz?”
sorusuna: “İnsanın ayağına basılıp canı yanmışsa,ister istemez öğreniyor”
yanıtını vermişti.
Dr.yazar Gülseren Engin Ünsün’ün ayağına da tam iki kez basılmış kanser
tarafından;bunun üzerine,hem hekim,hem hastalığı yenmiş bir insan olarak
deneyimlerini toplumsal-çevresel-besinsel etkilerle eskiye oranla daha çok
görülen ya da tanısı daha kolay konan bu bozukluğa karşı insan kardeşlerini
uyandırmak,bilgilendirmek üzere bu kitabı yazmış.
Giriş bölümünde çok önemli temel bilgiler veriyor:
Bedenimizi oluşturan gözeler bir çekirdek ile onu saran göze sıvısı ve en
dışta tümünü bir kabuk gibi saran göz zarından oluşur.Çekirdek, aslında gözenin
beynidir.Gözenin oluşumu,gelişimi,çoğalması ve ölümü için gerekli tüm bilgiler
burada yer alan bilgitaşırlarda (kromozomlarda) bulunur.Bilgitaşırlar üzerine
dizilmiş genler (bilgi taneleri) bu bilgileri içerirler.Çoğalma geni çalışmaya
başladığında göze ikiye bölünerek çoğalır.Ölüm geni çalışmaya başladığında da
ölür.Hangi genin ne zaman çalışmaya başlayacağını belirleyen,bunların da
işlevlerini düzenleyen başka genler vardır.Bu nedenle her şey sırasıyla,belli
bir düzen içinde ve belli zamanlarda olur.
Kanserli gözeyi tanımlamak gerekirse èÖlmeyin unutmuş göze” diyebiliriz.Daha
önce de belirttiğim gibi kanser gözesi de doğar,gelişir ve çoğalır.Ancak bu
gözeler ölmezler.Çünkü gözelerin ölümünü düzenleyen bilgi tanesinde (gende)
bozukluk oluşmuştur.Bu nedenle gözenin ölümü gerçekleşmez ve kanser gözesi
sürekli bölünerek çoğalmayı sürdürür.
Her gözede P53 geni diye bilinen,tümör gelişmesini durduran bir bilgi tanesi
vardır ve gözenin aşırı çoğalmasını engelleyerek onu ölüme hazırlar.Çevresel ya
da hormonal gibi pek çok farklı etken bu geni değişime uğratarak işlevini
bozar.Bu durumda gözenin bölünmesi engellemediğinden sürekli bir çoğalma
olur.Çoğalan kanser gözeleri yaşamını sürdürmek ve yeniden çoğalabilmek için
besine gereksinim duyarlar.Ayrıca çoğalarak sürekli artan kanser göze ve
dokuları kendilerine yer açmak zorundadırlar.İşte bu nedenle çevredeki göze ve
dokuları yıkıma uğratarak yok eder ve böylece hem beslenir hem de kendilerine
yer açarlar.Buna kanserin yayılması diyoruz.Bu yayılma çevre dokulara olabildiği
gibi uzak doku ve organlara da olabilir.Kanser gözeleri, kan damarlarını delerek
kana karışıp uzak organlara gidebilirler.Başka organlara giden kanser gözeleri
oraya yerleşip çoğalmalarını sürdürürler.Akkan (lenf) damarları ve sinir yoluyla
da benzeri yayılımlar görülür.
Kitapta,kanseri hızlandıran bütün etkenler;bunlardan korunma yolları;önleyici
beslenme yolları ve besin türleri örnekleriyle,görüntüleriyle verilmiş.
Taksim İlkyardım Hastanesi’nde hastalıkbilim(pataloji) uzmanı olarak
çalışırken,insansever bir hekim ve yazar olarak,Kanser Bilgi Danışma Merkezi
kurup üç yıl çalıştırmış;ama bugünkü soyguncu düzensizlik korunma ve doğal
yollarla sağaltımı değil,ölümden bile para kazanmayı körüklediği
için,kapanmış,kapatılmış.
Gülen yüzü ve gönlüyle,ayrıca şeker hastaları için de,şişmanlıktan kurtulmak
isteyenler için de beslenme kitapları yazmış;hepsini İnkılâp Kitabevi
basmış.
Yazınsal alanda da alabildiğine çalışkan,üretken;ayrıca özgüvenli:1993 ve
94’te iki kez Ömer Seyfettin Öykü yarışmasında ikincilik ve özel ödüller almış;
1998’de Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü;2001’de de Orhan Kemâl Öykü Ödülü’nü
kazanmış.
Öyküleri,romanları sürüyor;yazınsal yapıtlarını Remzi Kitabevi’nde
bulabilirsiniz.
Yaşama enerjisini yaşatıcı edime,sevgiye yatırmayı sürdüreceğine kuşku yok;ne
mutlu ona da,bu sevginin ulaşabildiklerine de!
Cumhuriyet,16.01.2004
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder