8 Ocak 2013 Salı

“KANSER VE BESLENME”

“KANSER VE BESLENME”

Dr.İlhami Güneral,Nilgün-Nermi Uygur çiftinin sofrasında,yıllar önce,Sevil’in:”İyi ama,İlhami Bey,bunca ayrıntıyı nasıl,nereden öğrendiniz?” sorusuna: “İnsanın ayağına basılıp canı yanmışsa,ister istemez öğreniyor” yanıtını vermişti.
Dr.yazar Gülseren Engin Ünsün’ün ayağına da tam iki kez basılmış kanser tarafından;bunun üzerine,hem hekim,hem hastalığı yenmiş bir insan olarak deneyimlerini toplumsal-çevresel-besinsel etkilerle eskiye oranla daha çok görülen ya da tanısı daha kolay konan bu bozukluğa karşı insan kardeşlerini uyandırmak,bilgilendirmek üzere bu kitabı yazmış.
Giriş bölümünde çok önemli temel bilgiler veriyor:
Bedenimizi oluşturan gözeler bir çekirdek ile onu saran göze sıvısı ve en dışta tümünü bir kabuk gibi saran göz zarından oluşur.Çekirdek, aslında gözenin beynidir.Gözenin oluşumu,gelişimi,çoğalması ve ölümü için gerekli tüm bilgiler burada yer alan bilgitaşırlarda (kromozomlarda) bulunur.Bilgitaşırlar üzerine dizilmiş genler (bilgi taneleri) bu bilgileri içerirler.Çoğalma geni çalışmaya başladığında göze ikiye bölünerek çoğalır.Ölüm geni çalışmaya başladığında da ölür.Hangi genin ne zaman çalışmaya başlayacağını belirleyen,bunların da işlevlerini düzenleyen başka genler vardır.Bu nedenle her şey sırasıyla,belli bir düzen içinde ve belli zamanlarda olur.
Kanserli gözeyi tanımlamak gerekirse èÖlmeyin unutmuş göze” diyebiliriz.Daha önce de belirttiğim gibi kanser gözesi de doğar,gelişir ve çoğalır.Ancak bu gözeler ölmezler.Çünkü gözelerin ölümünü düzenleyen bilgi tanesinde (gende) bozukluk oluşmuştur.Bu nedenle gözenin ölümü gerçekleşmez ve kanser gözesi sürekli bölünerek çoğalmayı sürdürür.
Her gözede P53 geni diye bilinen,tümör gelişmesini durduran bir bilgi tanesi vardır ve gözenin aşırı çoğalmasını engelleyerek onu ölüme hazırlar.Çevresel ya da hormonal gibi pek çok farklı etken bu geni değişime uğratarak işlevini bozar.Bu durumda gözenin bölünmesi engellemediğinden sürekli bir çoğalma olur.Çoğalan kanser gözeleri yaşamını sürdürmek ve yeniden çoğalabilmek için besine gereksinim duyarlar.Ayrıca çoğalarak sürekli artan kanser göze ve dokuları kendilerine yer açmak zorundadırlar.İşte bu nedenle çevredeki göze ve dokuları yıkıma uğratarak yok eder ve böylece hem beslenir hem de kendilerine yer açarlar.Buna kanserin yayılması diyoruz.Bu yayılma çevre dokulara olabildiği gibi uzak doku ve organlara da olabilir.Kanser gözeleri, kan damarlarını delerek kana karışıp uzak organlara gidebilirler.Başka organlara giden kanser gözeleri oraya yerleşip çoğalmalarını sürdürürler.Akkan (lenf) damarları ve sinir yoluyla da benzeri yayılımlar görülür.
Kitapta,kanseri hızlandıran bütün etkenler;bunlardan korunma yolları;önleyici beslenme yolları ve besin türleri örnekleriyle,görüntüleriyle verilmiş.
Taksim İlkyardım Hastanesi’nde hastalıkbilim(pataloji) uzmanı olarak çalışırken,insansever bir hekim ve yazar olarak,Kanser Bilgi Danışma Merkezi kurup üç yıl çalıştırmış;ama bugünkü soyguncu düzensizlik korunma ve doğal yollarla sağaltımı değil,ölümden bile para kazanmayı körüklediği için,kapanmış,kapatılmış.
Gülen yüzü ve gönlüyle,ayrıca şeker hastaları için de,şişmanlıktan kurtulmak isteyenler için de beslenme kitapları yazmış;hepsini İnkılâp Kitabevi basmış.
Yazınsal alanda da alabildiğine çalışkan,üretken;ayrıca özgüvenli:1993 ve 94’te iki kez Ömer Seyfettin Öykü yarışmasında ikincilik ve özel ödüller almış; 1998’de Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü;2001’de de Orhan Kemâl Öykü Ödülü’nü kazanmış.
Öyküleri,romanları sürüyor;yazınsal yapıtlarını Remzi Kitabevi’nde bulabilirsiniz.
Yaşama enerjisini yaşatıcı edime,sevgiye yatırmayı sürdüreceğine kuşku yok;ne mutlu ona da,bu sevginin ulaşabildiklerine de!

Cumhuriyet,16.01.2004

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder