İŞGÂL ÖRGÜTLERİ: CİA-NATO-AB”
AsyaŞafak yayınları, Erol Bilbilik’in yeni kitabını bu adla bastı; adından
anlaşılacağı üzere, cicili bicili “küreselleşme”, “özgürleştirme”, “demokrasi
getirme” sözlerinin ardına gizlenen bir avuç gözü dönmüş Batılı katilin
hastalıklı kafalardan binlerce yıldır çıkmayan, çıkmasına izin verilmeyen
“”bütün dünyaya egemen olma” düşlerini hangi örgütler aracılığıyla
gerçekleştirmeye çalıştıklarını, dolayısıyla bütün dünyayı allak bullak edip
kana buladıklarını anlatıyor. Kitaptan birkaç satırı birlikte okuyalım:
“Küreselleşmenin Gelecek Haritası 2005 Raporu, aynı yıl Başkan Bush’a
sunulmuştur.
CİA’ düşünce kuruluşu Ulusal İstihbarat Konseyi’nin 2020 yılında dünyanın
nasıl olacağını öngören senaryoları içeren bir rapor hazırlamıştır.
ABD, 11 Eylül 2001 saldırısının ardından Savunma Stratejisi Belgesi’nin
yenilemiş, yeni belge 18 Mart 2005’te, Savunma Bakanı Rumsfeld’in imzasıyla
yayınlanmıştır.
Belge şu temel esasları içermektedir:
1- ABD şu anda bir savaş içindedir. Her ulustan önce kendini korumak
zorundadır. ABD Anayasası’nın gereği de budur.
2- ABD’nin egemenliği dünyadaki bütün ulusların egemenliğinin üstündedir. ABD
dünyanın en egemen gücüdür.
Bu nedenle;
* Avrupa, Ortadoğu, Doğu, Orta ve Kuzey Asya’da kendisine rakip eşdeğerde bir
gücün oluşmasına kesinlikle izin vermeyecektir.
*Dünyada hiçbir güç, ABD’nin küresel hareket yeteneğini karada, denizde,
havada ve sanal uzayda engelleyemeyecektir.
* Tehlikeler oluşmadan, daha gelişme aşamasında saptanacak ve ABD, NATO, BM
Güvenlik Konseyi gibi kuruluşlara bağlı kalmaksızın, tek başına alacağı kararla,
‘Önleyici Vuruş’la bu tehlikeleri ortadan kaldıracaktır.
3- ABD ulusal güvenlik sorunların çözmek için öbür uluslarla işbirliği
yapacak, ancak bu ülkeler aşağıdaki 7 temel ölçüte kesinlikle uyacaktır:
* ABD’nin üst egemenliğine bağlı olma koşuluyla ulus devletlerin
güçlendirilmesi;
* Demokrasinin yerleştirilmesi;
* Serbest piyasa ile rekabetçi pazarın korunması;
* ABD’nin hareket yeteneğinin hiçbir yerde engellenmemesi;
* Dünyanın önemli bölgelerinde egemenlik kurmaya kalkışılmaması;
* ABD’nin uluslar arası yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin maliyetini
yükseltici girişimlerde bulunulmaması.”
Bu kadarı bile, bütün dünyayı amansızca sömürmeye alışmış Batıl anamalcılar
arasında tartışmasız imparator olmaya özenen ABD’nin niyetini de, başvuracağı
yöntemleri de açıkça gözler önüne seriyor. Tamam seriyor elbet, ama bu akıldışı,
doğadışı tasarının kurbanı olacak ülke ve uluslar neden buna karşı çıkmıyor,
varlıklarını korumak üzere gereken tepkiyi göstermiyor, gösteremiyor?
Bunun nedenlerini daha başka henüz satılmamış, sapıtmamış gerçek yurt,
insanseverlerin yanında, sevgili Erol Manisalı¸ hem de bu gazetede, yıllardır
yılmadan haftada iki kez yazıyor; Irak ya da Afganistan’daki gibi doğrudan
silahlı güce bile gerek kalmaksızın, şu ünlü sivil toplum örgütleri
aracılığıyla, yerli suçortaklarının işbirliğiyle ülkemizin nasıl paramparça
edilip ele geçirilmek istendiği anlatıyor. Ama ne yazık ki, bütün bu oyunların
görülmemesi için, basılı ve görsel iletişim araçlarıyla 24 saat beyinler
yıkanıyor
Neyse ki, doğanın, evrenin temel yasası, etkiye-tepki kesintisiz işliyor; tek
tek bireylerin ömürleri açısından uzun, ama toplumsal tarih açısından kısa
sürelerde, alınan bütün önlemlere karşın uyanış engellenemiyor.
14 Nisan’da, Ankara’da, Tandoğan alanında, oraya açılan bütün yollarda,
Anıtkabir’de toplanan yurdumun soylu, bilinçli insanları, Ataları’na yakışan
varlıklar olduklarını göstermek üzere, sevgili Erol Bilbilik’in andığı bütün o
“işgâl örgütleri” ne ve uzantılarına, gözlerini kırpmadan karşı çıktıklarını
dünyaya haykırmışlardır!
Ne mutlu, Türküm diyene!
Cumhuriyet, 18.4.2007
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder