İNSANYİYEN SİVİL ÖRÜMCEK
Televizyon haberlerinde gözünüze kulağınıza çarpmıştır: kimi bölgelerde
etyiyen bir örümcek türemiş, insanlar geceleri ellerinde ışık ve sopa, bu garip
ve ürkütücü varlığı avlamaya çıkıyorlar.
Oysa çok daha korkunç bir örümcek var tepemizde: insanyiyen sivil örümcek. Bu
örümceğin bütün dünyaya ördüğü ağdan Mustafa Yıldırım “Sivil Örümceğin Ağında”
adlı kitabında uzun ve ayrıntılı söz etmişti.. Tutarlılık gereği, bu ağın
kurulduğu ülkelerden, yakın komşumuz, yazgıdaşımız Azerbaycan’ı ele almış son
kitabında: Azerbaycan’da Proje Demokratiya.
Biliyorsunuz, bilmelisiniz, hepimiz gibi ölümlü varlıklar olan kimi
çılgınlar, el ele vermiş, bütün dünyaya egemen olmak, herkesi
imparatorluklarının kölesi durumuna getirmek istiyor, bunun için gece gündüz
amansızca çalışıyorlar. Bakın ne diyor Mustafa Yıldırım kitabının arka
kapağında:
“Sivil örümceğin ağında nefte bulaşmış demokrasi operasyonu…
Örümcek, ağının örer ve sabırla bekler. Avına iğnesini batırır; enzimini
akıtıp onun içini eritir ve vantuzuyla emer. Geriye ağa takılı olarak canlı gibi
görünen içi boş böceklerin kabukları kalır.
CIA istasyoncuları da tıpkı bir örümcek gibi topluma sızdılar. Devşirdikleri
elemanlarla Bodrum’a geldiler; Türk devletlerini işgale hazırlamak üzere, yeni
sivil yardımcılar buldular; Türkiye’de örülen ağdan beslenen bu yardımcılar,
örümcek ağını Azerbaycan’a ve Asya’ya bağlamakta gecikmediler.
“Demokrasi kuracağız!” diyen İngiliz ve Amerikalı sivil-resmi örümcekler,
devşirme Türklerin rehberliğinde Bakû’ya girdiler. Sterlin ve dolarla beslenen
ağ genişledi. Gazeteler, dernekler, sendikalar, partiler kuruldu. Quantum’un
temsilcisi George Soros da çok gecikmedi…
Sivil Örümceğin Ağı’na düşen ülkelerin kaynakları, piyasaları örümceklerin
vantuzlarıyla emilirken, içlerine zehir akıtılmış ve yalnızca demokrasi
kabukları kalmış ‘Anglo-Sakson’ demokratları, öz yurtlarının bağımsızlığını
yıkan birer aygıta dönüştüler.”
Bu zavallı kör yaratıklar, böyle davranmakla kendi kuyularını da
kazdıklarını, yerkürede yaşayabilme olanaklarını kendi elleriyle havaya
uçurduklarını hiç düşünemeden, işte böyle cicili bicili sözcüklerle, demokrasi,
proje, insan hakkı diye diye hepimizi cayır cayır yakmaktalar.
Yananlar, yakında yakılacaklar uyanıp da kendi canlarıyla birlikte o
sersemleri de, evrenin oluşturup bize armağan ettiği şu güzelim mavi gezegeni de
kurtarmak üzere bu çapulcu sürüsünü etkisiz kılamazsa, hep söylüyorum,
arkamızda, örneğin mamutlar gibi, adımızı anacak, başımıza gelenleri yazacak
kimse kalmayacak
Cumhuriyet,03.09.2006
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder