Çalışkan, yurtsever dostum Yılmaz
Dikbaş yeni bir başucu kitabı hazırladı bize: İğfal. AsyaŞafak
yayınlarının bastığı kitap tam 610 sayfa.
İğfal, gaflet sözcüğünün türevi, kandırıp
kullanma, iş yaptırma anlamına geliyor. Bakın ne diyor Yılmaz Dikbaş
kitabın arka kapağında:
“Emperyalistler, yani saldırgan,
yayılmacı ve sömürgeciler, tezgâhladıkları Yeni Dünya Düzeni’nin şifresini
Kaflara şöyle çivilediler: ‘Her şey satılıktır!”
Bu düzende geçerli olan, Serbest
Piyasa Ekonomisi’dir.
Bu piyasanın ünlü taciri Siyonist
Soros bakın ne diyor:
“Piyasa, ahlâk
içermez.
Öyleyse artık bilinen ahlâk kuralları
geçerli değildir, her şey satılıktır.
Onur, gurur, aşk, sevgili, eş
satılıktır…
Vatan sevgisi, vatan, ulus sevgisi ve
ulus satılıktır…
Kalem tutan eller, televizyon
kanallarından seslenen ağızlar satılıktır…
Egemenlik de satılıktır bağımsızlık
da…
Eğitim de satılıktır, sağlık
hizmetleri de…
Üniversitelerimiz de satılıktır,
profesörlerimiz de…
Emek de satılıktır, emekçi
de…
Bu düzende her şey satılıktır, ama
satılanlar ya da satışa aracılık edenler de, para karşılığı iğfal edilmeyi
kabullenmiş kişilerdir.
Alman Mareşali Falhenhayn’ın kendisine
küçük sandıklar içinde altın gönderme öyküsünü Büyük
Devrimci Mustafa Kemâl şöyle anlatır:
“Kolayca tahmin etmek mümkündür ki,
Mareşal Falkenhayn beni, belki başka birçoklarını böyle sandıklarla altın
vererek iğfal etme yolunda idi.”
Avrupa Birbiği’den doğrudan ya da
dolaylı yoldan hibe almış kişi, kurum ve kuruluşlar, para karşılığı iğfal
edilmeyi kabul etmişlerdir.
En az 2000 gazeteci, köşe yazarı, TV
programcısı ve editör Avrupa Birbiği’den hibe alarak iğfal
edildi…
23’ü üniversite hocası 41 Türk, Avrupa
Birliği’nin Türkiye’deki ‘Avrupa Takımı’nda yer alarak iğfale boyun
eğdi…
Avrupa Birliği’nin 2002-2010 arasında
hibe vererek iğfal ettiği vakıf, sendika, meslek odası, sanayi ve ticaret odası,
dernek, meslek lisesi, üniversite, birlik ve belediye sayısı 2 357’ye
ulaştı…
Avrupa Birbiği’nin hibe vererek iğfal
ettiği bazı üniversite hocaları ve yazarlar, sözde soykırımı kabullenip
Ermenilerden Özür Dileyenlerin elebaşlığını yaptılar…
ABD ve AB güdümünde, Türkiye’de
Türk-Kürt çatışması çıkarmak isteyenler, Alevi-Sunni ayrışmasını körükleyenler,
Cumhuriyet Devrimleri’ne saldıranlar, Türk Ordusu’na havlayanlar kimlerdir diye
baktığımızda, hep karşımıza Avrupa Birliği ve Siyonist Soros hibeleriyle iğfal
edilmişler çıkıyor…”
Ama Yılmaz Dikbaş, başı
gerçekten dik bir yurt, dünyaseverdir; insanlığın anamalcı yalan-talandan
kurtulması için tutulacak yolu da gösteriyor; bunu yaparken falcılık., büyücülük
yapmıyor elbette, dünyamızın kimi köşelerinde, Küba’da, Güney Amerika’da
girişilen dönüşümü biliyor, gösteriyor.
Kitabını, Bir Darbe İstiyorum
yazısıyla bitiriyor; burada darbe sözcüğünü, başımıza örülen çorabı taşlamak
üzere seçmiş besbelli, aslında devrim demek istiyor.
“Türk Ulusu’nun parasının ve
maliyesinin yönetim ve denetimini yabancı bir kuruluşa, İMF’ye teslim ettiler.
Türkiye’yi borç batağına soktular.
İMF’yi ülkemizden kovacak bir darbe
istiyorum.
…
Türk Ulusu’nun diline, binlerce yıllık
tarihine ve kültürüne, gelenek ve göreneklerine ve tüm değerlerine sahip çıkacak
bir darbe istiyorum.
“Temel ilke, Türk Ulusu’nun onurlu ve
şerefli yaşamasıdır. Bu ise, ancak bağımsız olmakla sağlanabilir” diyen Atamızın
sözüne sıkı sıkıya sarılacak bir darbe istiyorum.
Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’ün
öğretisini bayrak yapacak, Cumhuriyet Devrimlerini yaşatacak bir darbe
istiyorum.”
Ulus
Gazetesi, 24 Ocak 2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder