6 Ocak 2013 Pazar

“İĞFAL”

“İĞFAL”

            Çalışkan, yurtsever dostum Yılmaz Dikbaş yeni bir başucu kitabı hazırladı bize: İğfal. AsyaŞafak yayınlarının bastığı kitap tam 610 sayfa.
            İğfal, gaflet sözcüğünün türevi, kandırıp kullanma, iş yaptırma anlamına geliyor. Bakın ne diyor Yılmaz Dikbaş kitabın arka kapağında:
            “Emperyalistler, yani saldırgan, yayılmacı ve sömürgeciler, tezgâhladıkları Yeni Dünya Düzeni’nin şifresini Kaflara şöyle çivilediler: ‘Her şey satılıktır!”
            Bu düzende geçerli olan, Serbest Piyasa  Ekonomisi’dir.
            Bu piyasanın ünlü taciri Siyonist Soros bakın ne diyor:
            “Piyasa, ahlâk içermez.
            Öyleyse artık bilinen ahlâk kuralları geçerli değildir, her şey satılıktır.
            Onur, gurur, aşk, sevgili, eş satılıktır…
            Vatan sevgisi, vatan, ulus sevgisi ve ulus satılıktır…
            Kalem tutan eller, televizyon kanallarından seslenen ağızlar satılıktır…
            Egemenlik de satılıktır bağımsızlık da…
            Eğitim de satılıktır, sağlık hizmetleri de…
            Üniversitelerimiz de satılıktır, profesörlerimiz de…
            Emek de satılıktır, emekçi de…
            Bu düzende her şey satılıktır, ama satılanlar ya da satışa aracılık edenler de, para karşılığı iğfal edilmeyi kabullenmiş kişilerdir.
            Alman Mareşali Falhenhayn’ın kendisine küçük sandıklar içinde altın gönderme öyküsünü  Büyük Devrimci Mustafa Kemâl şöyle anlatır:
            “Kolayca tahmin etmek mümkündür ki, Mareşal Falkenhayn beni, belki başka birçoklarını böyle sandıklarla altın vererek iğfal etme yolunda idi.”
            Avrupa Birbiği’den doğrudan ya da dolaylı yoldan hibe almış kişi, kurum ve kuruluşlar, para karşılığı iğfal edilmeyi kabul etmişlerdir.
            En az 2000 gazeteci, köşe yazarı, TV programcısı ve editör Avrupa Birbiği’den hibe alarak iğfal edildi…
            23’ü üniversite hocası 41 Türk, Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki ‘Avrupa Takımı’nda yer alarak iğfale boyun eğdi…
            Avrupa Birliği’nin 2002-2010 arasında hibe vererek iğfal ettiği vakıf, sendika, meslek odası, sanayi ve ticaret odası, dernek, meslek lisesi, üniversite, birlik ve belediye sayısı 2 357’ye ulaştı…
            Avrupa Birbiği’nin hibe vererek iğfal ettiği bazı üniversite hocaları ve yazarlar, sözde soykırımı kabullenip Ermenilerden Özür Dileyenlerin elebaşlığını yaptılar…
            ABD ve AB güdümünde, Türkiye’de Türk-Kürt çatışması çıkarmak isteyenler, Alevi-Sunni ayrışmasını körükleyenler, Cumhuriyet Devrimleri’ne saldıranlar, Türk Ordusu’na havlayanlar kimlerdir diye baktığımızda, hep karşımıza Avrupa Birliği ve Siyonist Soros hibeleriyle iğfal edilmişler çıkıyor…”
            Ama Yılmaz Dikbaş, başı gerçekten dik bir yurt, dünyaseverdir; insanlığın anamalcı yalan-talandan kurtulması için tutulacak yolu da gösteriyor; bunu yaparken falcılık., büyücülük yapmıyor elbette, dünyamızın kimi köşelerinde, Küba’da, Güney Amerika’da girişilen dönüşümü biliyor, gösteriyor.
            Kitabını, Bir Darbe İstiyorum yazısıyla bitiriyor; burada darbe sözcüğünü, başımıza örülen çorabı taşlamak üzere seçmiş besbelli, aslında devrim demek istiyor.
            “Türk Ulusu’nun parasının ve maliyesinin yönetim ve denetimini yabancı bir kuruluşa, İMF’ye teslim ettiler. Türkiye’yi borç batağına soktular.
            İMF’yi ülkemizden kovacak bir darbe istiyorum.
            …
            Türk Ulusu’nun diline, binlerce yıllık tarihine ve kültürüne, gelenek ve göreneklerine ve tüm değerlerine sahip çıkacak bir darbe istiyorum.
            “Temel ilke, Türk Ulusu’nun onurlu ve şerefli yaşamasıdır. Bu ise, ancak bağımsız olmakla sağlanabilir” diyen Atamızın sözüne sıkı sıkıya sarılacak bir darbe istiyorum.
            Gazi Mustafa Kemâl Atatürk’ün öğretisini bayrak yapacak, Cumhuriyet Devrimlerini yaşatacak bir darbe istiyorum.”
                                                           Ulus Gazetesi, 24 Ocak 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder