6 Ocak 2013 Pazar

BİR FİLM ÜÇ KİTAP

BİR FİLM ÜÇ KİTAP


            Daha ödül almadan adı ortalığa saçıldı, her yandan övgü yağdı Siyah Kuğu için; gösterime de girdi, ama sağolsun Sevgi Tanın bizi kurtardı, dvd’sini getirdi. İzledik Nilgün’le.
            Derken Oscarlar dağıtıldı, yalnız dördünü bu filme vermişler; büyük haksızlık doğrusu, sanırım 11 dal var, hepsinin ona verilmesi gerekirdi!
            En az 1950’den beri film izlerim, böylesine aşağılık yapıt çok az gördüm; ne öykü öykü, ne çekim var ne oyunculuk. Kızı için 26 yaşında, tam da büyük düşler kurduğu sırada baleyi bırakmış doyumsuz bir anne; onun pençesinde yaşayan, bırakın sevgili edinmeyi, daha kendi kendini okşamayı bile göze alamayan (?!) bir kız; Kuğu Gölü’nde hem beyaz, hem kara kuğuyu canlandırmak üzere birbirleriyle yarışan dansçılar. Sonra yönetmenin ya da çekimöyküsünü yazanın aklına gelen bütün zırvalar! Bale sanatının o güzelim inceliklerini yansıtmayı bir yana koyun, daha alıcıya bakmayı bile beceremeyen bir ağlamaklı surat. Ve sözümona karnına sapladığı şeyle inanılmaz, unutulmaz bir kara kuğu çıkaran, sanal ya da gerçek ölümünde, yaşasın kusursuzu başardım  diye sevinen bir yeteneksiz!
            Film Amerika’da çekiliyor; bre şaşkınlar, bütün öbürlerini bir yana bırakın, bale sanatının en unutulmaz yıldızlarından Natalia Makarova  geldi geçti sizin sahnelerinizden; sayısız kere oynadı Kuğu Gölü’nde; bir yığın unutulmaz belgesel bıraktı: açın telefonu sorun bakalım bu yapıtta görev alacak balerinalar böyle mi davranır, böyle uyduruk bir masal yutulur mu?
            Dedim, titreyip kendime geldim; yutuluyor, yutulmuş besbelli, tam 4 Oscar’ı var filmin; ve bakın salonlar nasıl dolup boşalacak, daha ne yazılar çıkacak hakkında!
            Kimi yazarların kazandıkları (?) Nobel nasıl beni ilgilendirmiyorsa, birtakım Oscarlar da öyle elbet.
            Vah zavallı güzelim dünyam vah! anamalcı yalan-talan ne sanat bıraktı, ne yaşama sevinci!
            İyisi mi, biz geçelim yüzakı yapıtlara.
            İş Bankası Kültür Yayınları üç kitap gönderdi; ilki, Sevgi Sanlı’nın Bernard Shaw’dan çevirdiği Dört Oyun: Sezar ile Cleopatra, Pygmalion, Kırgınlar Evi, Jan Dark.
            Kitabı yayına Ruken Kızıler ile Ali Alkan İnal birlikte hazırlamışlar görsel yönetmen her zamanki gibi Birol Bayram; düzelti  Alev Özgüner’in.
            İkinci kitap William Shakespeare’in “Kral John’un Yaşamı ve Ölümü” adlı oyunu;kitabı yayına Ali Alkan İnal hazırlamış; çeviri  Hamit Çalışkan’ın; görsel yönetim Birol Bayram’ın; Müge Karalom  da düzeltiyi üstlenmiş.
            Son kitap Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin “Ev Sahibesi”;bunu da yayına Ali Alkan İnal  hazırlamış; Rusça aslından Tansu Akgün  çevirmiş; görsel biçimlendirme Birol Bayram’ın; düzelti Müge Karalom’un.
            Kitabın Polzunkov adlı öyküsünden kısa bir bölümü alayım.
            Öykünün baş kişisi çalıştığı yerin yöneticisine şaka olsun diye emekliliğini isteyen bir dilekçe verir; gerisi şöyle:
            Hemen Fedosey Nikolaiç’e gittim: “Bu nasıl oldu” diye sordum. “Ne demek istiyorsun?” diye karşılık verdi.”Neden emekliye sevk edildim?”- “Ne emekliliği”- “Peki niye bu kâğıtta emekliye sevk edildiğim yazıyor?”- “Emekli olmanın ne kötülüğü var?”- “Ben emekli olmak istemedim ki!”- “Nasıl olur, Nisan’ın 1’inde dilekçe vermiştiniz.” (O dilekçeyi geri almamıştım.) – Fedosey Nikolaiç! Kulaklarıma inanamıyorum, bunu söyleyen gerçekten siz misiniz?”- “Evet benim, ne oldu ki?”- “Hey Ulu Tanrım!”- “Çok üzüldüm beyefendi, bu kadar erken emekliliği düşünmenize gerçekten çok üzüldüm! Genç bir adamın çalışması gerekir beyefendi, ama sizin aklınız son zamanlarda biraz havalardaydı. Ama referans konusunda rahat olun: bu konuyla ilgilenirim. Her zaman örnek bir memur oldunuz.!”- Sadece küçük bir şaka yapmak istemiştim Fedosey Nikolaiç; ciddi değildim, babacan tavrınıza güvendiğimden getirmiştim o kâğıdı…O kadar!”- “Ne demek o kadar? Şaka yaptım ne demek beyefendi? Resmi belgeyle şaka olur mu? Böyle şaka yapanların bazılarını Sibirya’ya gönderiyorlar. İzin verirseniz müfettişin yanına döneceğim, vazife her şeyden önce gelir; siz artık aylak aylak dolaşırsınız, ama bizim yapmamız gereken işler var. Sizin için referans mektubu yazacağım. Bir şey daha var, Matveyev’den bir ev aldım, birkaç gün içinde taşınacağız, umarım sizi yeni evimizde görme şerefini hiç tatmam. Hoşça kalın!”

                                                                                   Ulus Gazetesi, 14  Mart 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder